27 Eylül 2011 Salı

11:11

Boy meets girl. Boy tells the girl; "I'm gonna marry you one day." She smiled.

30 Temmuz 2011 Cumartesi

eclipse

Hayata pamuk ipliğiyle bağlıymışcasına dışardan bakıyormuş gibi hissetmenin ne demek olduğunu bilir misiniz?

24 Temmuz 2011 Pazar

76E

uzun zaman olmus seninle seyahat etmeyeli sevgili bahcesehir otobusu. en bastan uyarayim, su anda otobusteyim ve yanima kitap almayi unutmusum, ipodu da unutmusum yapcak bisi olmadigi icin blog yaziyorum velhasil sacmaliycam. evet epey olmus otobuse binmeyeli ve pek tabiki izdirap acisindan ilerleme kaydedilmis. istikrar suruyor. su anda esenlerdeyiz ve su anda otobuste olmamin tek olumlu bakilabilecek tarafi trafik olmamasi. yanlis anlamayin toplu tasimaya karsi bi insan degilim, bilakis keske daha cok kisi otobus vs.kullansa.. ama madalyonun diger yuzu de  var istanbulda yasayan herkesin asina oldugu uzere. ozellikle bahcesehirliler beni cok iyi anlicaktir bu mevzuda. dolayisiyla her ne kadar cebimi gocertse de duldulumle yakin iliskiler icerisindeyiz ozellikle son birkac senedir.. sacmalamadan bitirebilecegim yaziyi heralde :) pazar gunu yollarda ne isim olduguna gelince, mentha'da tufan demir bi de birisi daha var. ona gidiyorumm umarim keyifli gecer. ciao.

22 Temmuz 2011 Cuma

kavunlu karpuz

hayır çok sosyal bir insan değilim aslında ama çalışan insanlar sorum size; iş hayatıyla birlikte sosyal hayatınızı ve sorumluluklarınızı ve dinlenmeyi - bütün bunları nasıl birarada yürütebiliyorsunuz? hadi yürüttünüz, nasıl strese girmeden yaşayabiliyorsunuz? olmuyor zaten diyorsanız da allahaşkına nasıl YAŞANIR Kİ BÖYLE??

evet, cuma bugün ve ben yorgunum. dopdolu bir haftasonu da beni bekler. dolu ama en azından keyifli olacağı kesin bir haftasonu :) pazar günü mentha'ya illaki ama illaki gitmek istiyorum. özel ders var. saç, baş, manikür vs. artı bilgi'de tez için kullanacağım araştırmaları unuttum büyük bir kerizlik örneği olarak. sırf onları almak için 40 km yol git-gel yapıcam. geri kalan vakitte de işte keyif yapıcam. çok güzel keyif yaparım ben bu arada, doğuştan yetenekliymişim bu konuda annem öyle diyor. herşey bi kenara, şu bilişim hukuku mevzusu beni hayalkırıklığına uğratmadan yolunda gitse ne güzel olur... *fingers crossed*

dün biraz alışveriş yaptım. çok bişi kalmamış ama çıkacaklara twist, roman ve accessorize' a bakmalarını öneririm. geri kalanlar tırt. zara filan direk döküntü kalmış indirimler sonrası...

suits izlicem. görüşürüz.
http://soundcloud.com/dzrt/ferdi-ozbegen-kopruden-gecti

16 Temmuz 2011 Cumartesi

summer nights boogie tights

Her insan gibi benim de takıntılarım var. Örneğin tırnak etlerimi yiyorum, her 5 dakikada bir cep telefonuma bakıyorum, parmaklarımı kıtırdatıyorum, saçımla oynuyorum.. en sıkıntılı takıntım da ruj ya da parlatıcı sürmeden kesinlikle insan içine çıkmıyorum. nedense dudaklarımın çıplak olması kendimi bakımsız hissetmeme yol açıyor, yüzümde full makyaj olsun ama ruj ve türevi olmasın huzursuz oluyorum.

öy neyse, çok uykum var saat sabahın 3 ü o yüzden kısaca bugun bilgi üniversitesi bilişim ve teknoloji hukuku y. lisans programına resmi olarak başvurduğumu paylaşıp kaçıcam. mülakat 10 eylülde. suits izlemek istiyorum ama gözlerim kapanıyor. dayanamıcam galiba, iyi geceler.

14 Temmuz 2011 Perşembe

army of me

işteyim. acayip keyifli bir işim var demek isterdim ama o zaman herhalde blog yazıyor olmazdım. neyse işte aman keyifli şeylerden bahsetmek için açtım burayı. uyumak istiyorum. ve aşık olmak istiyorum. ve yaz tatilini hakkıyla yayılarak geçirmek istiyorum. ve fotograf cekmek istiyorum. ve alışveriş yapmak istiyorum. ve sanırım artık ben jack of all trades master of none olmak istemiyorum.

Yaz mevsimin umutlu havası eşliğinde insanlar gezip tozup, izin bekliyip tatil planı yapıyorlar ama bu sene -bilmiyorum kışın yaşananların bunda etkisi var mı - ben büyük çaplı bir plan yapmadım. E tabi geziceğim kadar gezdim de zaten...

eveeet ilk haftamda izin istedim. kurumsal hayat beni inanılmaz tekdüze yapıyor ya; onu bırak yaratıcılığımın, yaşama zevkimin de içine ediyor. önümde koskocaa bir masa ve üzerinde hukuksal sıkıcılıklar.. fotoğraf çekmek ve yazı yazmak istiyorum ben hayatımın geri kalanında. bir de tabi hayal kurmak. kurduğum hayalleri yazıya dökmek. tiyatroya geri dönmek de istiyorum ama geçmiş ve artık çözümü olmayan pişmanlıkları ne yapıyoruz: düşünmüyoruz bile. önümüze bakıyoruz. hala cevap gelmedi yarınki izin konusunda. hadi bakalım.

akşam vakit kalırsa biraz yüzsem iyi olucak. elektriği alır.

12 Mart 2011 Cumartesi

Erdem Özsaycan 12.06.1985 - 10.03.2011

Yaşamanın bir mucize olduğunu söylerler hep. Bence ölüm de bir mucize. Korkunç bir mucize. Ortada hiçbirşey yokken, hiçbir işaret vermeden ansızın gelebiliyor ölüm. Aklınızın ucundan bile geçmezken bütün karanlığıyla hayatınızın orta yerine oturuyor ve sizi ele geçiriyor. Tanıdığınız, bildiğiniz, alıştığınız herşey tepetaklak oluyor, her gün yüzünü gördüğünüz kişi dünyadan bir anlık bir zaman diliminde siliniyor. Beraberinde birçok şeyi götürerek... Gerçeklikten uzak bir diyarda yapılan kötü bir şaka gibi geliyor ölüm. Düşünerek oturmuyor bildiğiniz dünyaya. Ölüm, anlaşılmamaya ve kabullenilmemeye mahkum, sadece zamanla alışılan bir varlık olarak hayatınızda yerini alıyor. Nitekim, zamanla alıştığınız ölüm değil, sevdiğiniz kişinin yokluğu oluyor.

Umarım mutlusundur olduğun yerde. Sen gitmeden sesini duyabildiğim, sana sarılabildiğim, gülen gözlerini görebildiğim için şanslıyım. Binlerce anımızı bıraktın geride, hiçbir zaman unutulmayacak hep sevgiyle anılacak onlar. Kalsaydın çok şeyler değiştirecektin, çok şeyler değiştirecektik birlikte... Şimdi biz sensiz, dağılan parçalarımızı toplamaya çalışıyoruz. Senin yokluğunda yaşamayı öğreneceğiz yavaş yavaş. İyiler bu dünyada fazla kalmaz derler ya, doğruymuş evet.