21 Kasım 2011 Pazartesi

Kontrabas


Gectigimiz cumartesi Istanbul Devlet Tiyatrosunun cevirip sahneledigi Kontrabas'i izlemeye gittim. Acik ara bu sezon gordugum oyunlar arasinda en etkileyici olaniydi. Koku (Perfume) romaninin yazari Patrick Suskind'in bir oyun olarak kaleme aldigi kitabindan cevirilen Kontrabas, Metin Belgin'in oyunculuguyla gercekten cok keyifli bir saat gecirmemizi sagladi. Oyun, butun hasmetine ragmen cogu zaman unutulan ya da farkedilmeyen, arka planda kalan bir enstruman olan Kontrabas ve ona hayat veren Kontrabasci uzerinden hayati, toplumu ve uzerimizdeki gorunmez baskisini, sanati, adaleti, cinselligi ve daha bircok konuyu sorguluyor. Kendim de dahil etrafimdaki cok kisinin muzdarip oldugu, 'yapmak istedigim sey' ve 'yaptigim sey' catismasindan tutun da belki sans eseri belki de yanlis yetistirilme kurbani olarak sectigimiz meslegimizin kisiligimiz ve dolayisiyla hayatimiz uzerindeki sarsici etkisine kadar birden cok irili ufakli konunun tartismasini cok guzel bir sekilde yapiyor Kontrabas. Neredeyse her cumlenin alti cizilesi, oturup tekrar tekrar irdelenesi. Butun bu ciddi meselelerin arasina serpistirilen kucuk espriler de yine cok basarili bir oyunculuk sergilemis olan Metin Belgin'in canandirdigi karaktere daha yakin hissetmemizi, sempati duymamizi sagliyor. 
Henuz sezonun basindayiz, daha cok oyun gorme planlarim var ancak Kontrabas kesinlikle herkese gormesini tavsiye ettigim ve devlet tiyatrosunun one cikan oyunlarindan biri. Kisaca, tiyatro sevmeseniz bile hayatinizdan 1 saati bu oyunu gormeye ayirin, pisman olmazsiniz.

Hiç yorum yok: